SÖYLEŞİ · 27.10.2019
Zehir Zemberek Söyleşiler
Söyleşi: Ebru Akkaya
YazarEvi’nin “Ebru Akkaya ile Zehir Zemberek Söyleşi” projesinin ilk konuğu, İnsan Unuturum Sanır romanı üzerine yazar Buket Sivri.
EBRU AKKAYA: Değerli Buket Hanım, “İnsan Unuturum Sanır”ın yolu açık okuru bol olsun. Zehir Zemberek Söyleşi’nin ilk konuğu olduğunuz için size teşekkür ederim. Önce klasik sorumuzla başlayıp sonra belki sizi biraz kızdıracak sorular yöneltmek istiyorum. Biz okurlar, “İnsan Unuturum Sanır” romanınızı sizce neden okumalıyız?
BUKET SİVRİ: Öncelikle güzel sözleriniz için teşekkürler. Şimdi gardımı aldım ve zehir zemberek soruları yanıtlamaya hazırım. Bu roman, okuyucusuna gerçek hayatları anlatıyor. Bunu yaparken de arka planda 60’lı yılları ve o döneme ait günlük hayatın gereklerini ve toplumsal yargılarını da aktarmayı amaçlıyor. Bir zamanlar, ben gençken gibi söylemlerden bıkan gençlere, o zamanlar işte böyleydi, diyor. En önemlisi de kadınlara ayağa kalk ve kendi hayatının dümenini geç olmadan Perihan ve diğer kadınlar gibi eline al diyor.
AKKAYA: “İnsan Unuturum Sanır” romanınızı okuyunca aklımızda kalan tek cümle ne olabilir?
SİVRİ: Yaşamları boyunca tüm yaşadıklarınızı hatırlatacak bir an hep gelir ve sizi ya üzer ya da mutlu bir gülümsemeyle yüzünüze siner.
AKKAYA: İnsan Unuturum Sanır’da çok sayıda karakter var. Fazla karakterin akıcılıkta sorun yarattığını düşünüyor musunuz?
SİVRİ: Hayır, düşünmüyorum. Kitabım ile ilgili okuyucularım çok sürükleyici olduğunu ve merak ederek okuduklarını bana ilettiler. Benim de amacım karakterlerin bir odaya takılıp kalmamasıydı. Bir karakterim sahili seyrederken diğeri size gel benim anlatacağımı dinle diyerek sizi boş bırakmıyor. Bu arada hayatınızı yaşarken çevrenize bir bakın ne kadar çok insanınız var değil mi? O zaman niçin romanda da olmasınlar.
AKKAYA: Girişte çaresiz ve kimsesiz görünen bir kadının iki damla gözyaşının akışı anlatılıyor. Sonra uzun bir süre bu sahneye dönmüyoruz. Bu biraz riskli bir tutum değil midir bir yazar için?
SİVRİ: Doğruyu söylemek gerekirse bir risk aldım. Hani derler ya cahil cesareti… Aslında bir öykü kurgulamıştım ama iki sayfa sonra karakterler kapımı çalmaya başlayınca bunun bir roman olması gerektiğini hissettim fakat girişi değiştirmeye gönlüm el vermedi.
AKKAYA: Dağılan ve parçalanan yaşamlar, ihtiraslar, dışa vurulamayan duygular ve yapanın yanına kâr olarak kalan olay örgüleri de var. Okuru huzursuz etmeyi özellikle mi amaçladınız?
SİVRİ: Bu dünyada iyilik kadar kötülük var. Kötülerin cezasını bulmasını istiyoruz ama gerçek hayat her zaman böyle değil. Okur gerçek yaşamda bunlardan huzursuz olmuyorsa bence benim karakterlerimle de olmayacaklardır.
AKKAYA: Annelerle bir derdiniz mi var? Kutsallık atfedilen aile kavramı üzerinden okuru sarsmak iyi bir fikir midir?
SİVRİ: Anne veya baba olduğunuzda defolarınız yok olmuyor, tam tersine bundan çocuklarınız da nasibini alıyor. O yüzden de eğer gerçek hayatta yaşananlarla Kutsal Aile kavramı yara almadıysa benim kitabımla da yara almaz, diye düşünüyorum.
AKKAYA: İnsan Unuturum Sanır’daki mucizelerin gerçek hayatta karşılığı var mı?
SİVRİ: Eğer mucizeler olmazsa hayatımız tekdüze olmaz mıydı? Dik durmak her zaman gereklidir ama bazen de gardınızı düşürmeniz en insani ihtiyaçlardan biridir. Affetmeniz gerekir yoksa affedemediğiniz ne varsa sizi de kendi karanlığına çeker.
AKKAYA: Diyalog dışındaki anları anlatıcının sırtına yükleyerek okura olabildiğince çok şey anlatmayı tercih ettiğiniz görüşüne katılır mısınız?
SİVRİ: Acaba diye kendimi en çok sorguladığım konu bu oldu. İnsanları izlerken bir olayı kısaca anlatmak isteseniz de size sayısız soru sorup daha fazlasını anlatmanızı istediklerini gördüm. Bunu kitapta yapsam nasıl olur, diye düşündüm.
AKKAYA: Perihan, Tülin, Sue, Feryal, Sedef, Nihal, Elena... Hangi duygu yoğunluğuydu sizi içerisine çeken ve okura yayılmasını istediğiniz?
SİVRİ: Bütün kadın karakterlerimin aslında tek istekleri var, sevilmek. Şiirlere dize olacak gibi ya da sadece bir elin omuzunuza sıcaklığını verecek kadar dokunması gibi… O zaman bir varlık oluyorsunuz, hayata dokunuyorsunuz.